Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla..

DUHÂ SÛRESİ

Duhâ sûresi İslam’ın Mekke döneminde nâzil olmuştur. Bu nedenle Mekkî sûrelerdendir. Sûre toplam 11 ayettir. Kur’an-ı Kerim’de 30. cüzde ve 93. sıradaki sûredir.

Müşrikler özellikle İslam’ın Mekke döneminde her fırsatta Peygamber efendimizin söylediklerini yalanlamak ve çürütmek için fırsat kolluyorlar,onun aleyhine olabilecek her şeyi kullanıyorlardı.

Rivayete göre Hz.Peygamber istisnâi olarak bir konuda İnşaAllah demedi. Bunun üzerine uzunca bir süre vahiy gelmedi. Hatta müşrikler “Rabbi Muhammed’i terketti” demeye başladılar. Uzun bir süre vahiy gelmemesi ve müşriklerinde bu tür söz ve dedikoduları Allah Resulünü derinden üzmüş ve kederlenmişti.

Başka bir rivayette ise Peygamber Efendimiz bir sebepten dolayı bir yada iki gece Teheccüd namazına kalkmadı. Bunun üzerine Tebbet suresinde ” odun hamalı” olarak bahsedilen Ebû Leheb’in karısı Ümmi Cemil Peygamber Efendimiz’e gelerek ” Ey Muhammed şeytanını göremiyorum o heralde seni terketti ” dedi.

Bunun üzerine Allah Teâlâ ” Andolsun! Kuşluk vaktine ve sükûta erdiğinde geceye ki Rabbin seni ne terketti nede darıldı” ayetleriyle başlayan Duha Sûresi nâzil olmuştur.

Bir diğer rivayete göre ise Hz. Peygamber Cebrail aleyhisselam’ı tüm azamet ve heyetiyle gördükten sonra kendisinde oluşan heyecan ve ruh halinin biraz dinmesi ve sakinleşmesi için bir süre vahiy kesilmiştir. Bu fırsat bilen müşrikler Rabbi Muhammed’i (sav) terketti, ona kızdı, ona darıldı gibi sözler söylemeye başladılar. Bunun üzerine Allah Teâlâ Resûl’ünü rahatlatmak için Duha Sûresi’ni indirmiştir.

DUHÂ SÛRESİ KONUSU

Duhâ Sûresi müşriklerin Peygamber Efendimiz’i üzen sözleri üzerine nâzil olmuş, Kuşluk vakti ve geceye yemin edilerek başlanılan sûrede Allah Teâlâ aslında Resûl’ünü çocukluğundan beri koruyup himaye ettiğini bildirmiştir.

Sûrenin devamında ise Hz.Peygamber’e yetimlere karşı duyarlı davranmasını, onlara karşı güler yüzlü ve merhametli olması gerektiğini bildirmiştir.

Yemin İslam öncesi toplumlarda da biz sözün doğruluğu üzerinde şüphe varsa gidermek ya da bir sözün doğruluğunu pekiştirmek için yemin edilirdi. Allah Teala Kur’anda bazı ayetlerde sözün önemini belirtmek için bazı kimseler ve bazı varlıklar üzerine yemin etmiştir. Kur’anda yemin kasem olarak geçmektedir. Kur’anda Resullere,aya,güneşe ve kainatta ki bazı önemli varlıklara yemin edilmiştir. Duha suresi de ilk ayetinde kuşluk vaktine yemin edilerek başlamıştır.

DUHÂ SÛRESİ MEÂLİ

Duhâ sûresi 1.ayet

(1) “Andolsun kuşluk vaktine”

Duhâ Sûresi 2.ayet

(2) “Ve sükûta erdiğinde geceye ki”

Duhâ Sûresi 3.ayet

(3) “Rabb’in seni ne terketti ne de darıldı.”

Kuşluk vaktine yemin edilerek başlanılan sûrede gündüzün de gecenin de Allah’ın takdiri ile meydana geldiğini göstermektedir. Geceye yemin edilmesinin bir diğer nedeni ise Hz.Peygamber geceleri Kabe’nin çevresinde Kur’an okurken Mekkeki müşrikler gizlice O’nu dinlerlerdi. Allah’ın Resûl’üne kızmadığı ve onu terketmediği açıkca bildirilmiştir.

Duhâ Sûresi 4.ayet

(4) ” Elbette âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.”

Allah Resûl’ü takva yönünden insanların en üstünüdür. Nitekim Hz. Peygamber’in hayatına baktığımız zamanda bu açıkça görülmektedir. Peygember Efendimiz takva yönünden en üstün olması nedeniyle dünya hayatına sırtını en çok dönen kimsedir. Allah Resul’ü (sav) tüm yaşamı boyunca da dünya hayatına meyletmemiş ahiret yurdunu ve Allah’ın rızasını gözetmiştir.

Duhâ Sûresi 5.ayet

(5) “Şüphesiz Rabb’in sana lütufta bulunacak, sende hoşnut olacaksın.”

Dünya hayatına dalmayıp ahiret yurdu için Hz. Peygamber ve onun ümmetine Allah Teâlâ ahirette lütuf ve ikramda bulunacak ve Peygember Efendimiz’de ümmetinin iyiliğinden dolayı hoşnûd olacaktır.

“Rabbi Muhammed’e darıldı” diyen müşrikler şüphesiz yanılacak, Allah Teâlâ Resûl’üne bulunacağı lütufta davasının zafere ulaşacağını müjdelemiştir.

Duha Sûresi 6.7.8. ayetler

(6) “O seni öksüz bulupta barındırmadı mı?”

(7) “Seni şaşırmış halde bulup doğru yola eriştirmedi mi?”

(8) “Ve seni fakir halde bulup zenginleştirmedi mi?”

Peygamber Efendimiz (sav) bir rivayete göre daha anne karnındayken başka bir rivayete göre ise doğduktan hemen sonra babası vefat etmiş ve öksüz kalmıştır. 6 yaşındayken annesini kaybeden Peygamber Efendimiz önce dedesi Abdülmuttalib’in onunda vefatı üzerine amcası Ebu Talib’in himayesinde kalmıştır.Ebu Talib onun Peygamberliğini açıkça kabul etmese de onu her zaman korumuş ve destek olmuştur.

Ebu Tâlib’in ölümü üzerine Mekkeli müşriklerin zulümleri iyice artınca ” seni şaşırmış halde bulup doğru yola iletmedik mi” ayetinde bahsedildiği gibi Allah Teâlâ onun Medine’ye hicret etmesini buyurdu. Bütün bunlar Allah Teâlâ’nın koruması ve takdiri ile gerçekleşmiştir.

“Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi” hitabında Hz.Peygamber’e bahşedilen takva yönünden zenginleşme kastedilmekle birlikte O’na bahşedilen vahiy ve risalet görevi ile en yüksek makama çıkarılmıştır.

Duhâ Sûresi 9.10.11.ayetler

(9) ” O halde yetime sakın kahretme “

(10) ” El açıp birşey isteyeni azarlama”

(11) ” Rabb’inin nimetlerini şükürle an.”

Nasıl ki Allah Teâlâ seni öksüz bulupta koruduysa sende yetimlere iyi davran, hoşgörü ile yaklaş onları koru ve merhamet et.

Rabb’in seni nasıl şaşkın halde bulup doğru yola iletti ise sende yolunu şaşırmışlara kötü söz kullanma,senden birşey isteyeni boş çevirme.

Ve Rabb’inin bütün nimetlerini şükür ve şükranla hatırla. Allah Teâlâ’nın nimetlerini anlatmak ve bahsetmek şükürdür. Bu nedenle Rabb’inin nimetlerini an.

Şüphesiz Rabbimiz’in katından her ayet ve her kelimede nice hikmetler ve mucizeler gizli ya da aşikar edilmiştir. Ancak Duha suresinde surenin son ayetlerinde yetimlerden ve muhtaç olup başkalarına el açmak zorunda kalan kimselerden bahsetmektedir.Allah Teala insanların bazılarını varlıkla imtihan eder, bazılarını ise yokluk ve fakirlik ile imtihan eder. Hatta gün gelir en varlıklı olanımız dahi bir an da başkalarının yardımına muhtaç hale gelebilir. Allah azze ve celle birçok ayette yetimlerden ve öksüzlerden bahsederken onlara karşı kırıcı olmamamızı, onlara ikram ve yardımda bulunmamızı, onlara karşı merhametli olmamızı emretmiştir.

” O seni öksüz bulup da barındırmadı mı.” ayet-i kerime de geçen bu ifadeden yola çıkarak diyebiliriz ki, Allah Teala nasıl ki Peygamber Efendimizi öksüz olduğu halde korudu ise, bizlerde öksüz, yetim ve muhtaçlara karşı merhamet sahibi ve gönlümüzü onlara karşı geniş tutmalıyız. bir muhtaç kapımızı çaldığı zaman unutmayın ki onu bizim kapımıza gönderen Allah Azze ve Celle’dir. Onlara verecek hiçbir şeyimiz yoksa dahi hiç değilse onlara karşı güler yüzümüzü eksik etmemeli ve hiç değilse onlara bir tebessüm ikram edebilmeliyiz. Bu bizim hem dinimizin, hem atalarımızın hemde insani ve vicdani değerlerimizin emridir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here