İftira nedir? Iftira atmanın vicdani hükmü, İftira atmak büyük günahlardan mı? İftira nelere sebep olur, hangi sonuçları doğurur? İftiraya maruz kalanın hakları nelerdir? İftiranın affı var mıdır?

İncittiğiniz insanları üzdüğünüz kırdığınız kalbin bedduası çok büyük olur sonunu düşün ama asla kurtulamayacaksın.

İftira atmaktan günahsız masum birinin ahını alan bir kişi sonunu hiç düşünmüyor mu? Sonunuz çok kötü affı asla yoktur! İftira atmaktan, gıybet etmekten hak yemekten korkun cehennemin kapısını sonuna kadar açtın bunu hiç düşünmedin mi? Telafisi asla yok. Şimdi otur kendini ye bitir.

Ya aldığınız sevginin hakkını ye ya da kimsenin günahını alıp cehenneme gitme!

İftiralara karşı en masum silah SUSMAKTIR?! Zaten Allah cehennemin kapısını ona açtı. Boşver Allah’a bırak o düşünsün sonunu çeneni hiç yorma.

İftira çok ağır bir silahtır çünkü derinden yaralar yıpratır çaresizliğe sürükler.

İftira karaktersiz kişiliği oturmamış insanların vücutta şekil almış halidir.

Kimsenin ahı kimsenin yanına kalmayacak. Allahın adaletine sığın.

Üzülmeyin Ali, Musa, Nisa, Şule ve diğerleri!

Ali Denizci kimdir, kimliği, kökeni, misyonu nedir, hiçbir zaman merak etmedim. Sevenin, Hak yolunda gayret edenin, işini aşk ile yapanın, bedel ödemeyi göze alanın hiçbir kimliği yoktur sevgili olmaktan başka.

Onun hakkında burada tekrarlayıp celali çoğaltmak istemediğim olumsuz sözler, yakıştırmalar, iftiralar başlamışmış. Duyar duymaz, suizan etmeseniz dedim. Yakîn olmayan (nefsinizden geçirip ispatlamadığınız) bir bilginin peşinden koşmayın dedim.

Kendisini dünya gözüyle görmedim, üstadı kimdir, araştırmadım. Çünkü ‘gönül çocukları’yla yıllar içerisinde çok sıcak buluşmalar yaşadım. Sadece merhamet, yardımlaşma, ihtiyaç sahiplerine ulaşma, Hakk’a hizmet düsturuyla değildi onlara olan muhabbetim: Bunların ötesinde, hangi işe memur ediliyorlarsa, irade ve arzularıyla ama bir o kadar da hürmet ve muhabbetle, sen/ben diye ayırmadan, varlığa Hak gözüyle bakarak çalışmaları, yardımlaşma ve dayanışma halindeyken benlik yapmamaları, işlerine aşk ile odaklanmalarıydı.

Şule, Şeyma, Fidan, Aylin, Elif Nur, Sevil… Farklı ortamlarda çalıştık, ürettik, hemhal olduk yıllar içerisinde. Birbirimize şimdiye kadar şahsi hiçbir şey sormak aklımıza gelmemiş. Dedikodular, söylentiler, gıybet, suizan, art niyet, gizli gündemler vesaire… Hiç mevzumuz olmamış.

Ali Denizci’ye şimdi yapılan karalamaları işittiğimde ah ah dedim. Eğridir, doğrudur, hiç ilgilenmeyeceğimi söyledim. Bu fakire bu karalamaların çok çok daha ağırlarına kimi zaman güdümlü elemanlar, kimi zaman gaza gelen nahif elemanlar, kimi zaman da düşmanlıkla kendini kanıtlamaya çalışan benlikli elemanlar tarafından örgütlü ve sistematik olarak 25 yıldır maruz kalıyorum.

Üstelik belli bir cemaat tarafından değil, tanıyıp görebileceğimiz, bilebildiğimiz hemen her cemaat, ideolojik kesim ve sınıf tarafından!

Çoğunlukla Meryem orucu tutup, arada bir şeriat hakkımı kullanmak dışında ne yapabildim? Her daim iftiralar, hakaretler, yapayanlış bilgiler geçti kayıtlara. Biz nelerle uğraşırken, nerelerde kan ter ve gözyaşı ile gayret ederken, kimi zaman vatan haini dahi ilan edilip manşetlerde hedef gösterildik. Aman çoğaltmayalım, aman anmayalım diye diye sustuk. Bizi savunacak bir tek kişi dahi çıkmadan on yıllarca sabrettik.

O kadar ki en yakınlarımı en uzağa sürükledi bu yalanlar iftiralar. Seyrettik, şaşırdık, şahit olduk, alışmaya çalıştık.

Daha geçen hafta sosyal medyada bir karalama kampanyasına maruz kaldım. Bu sefer susmadığım için epey destek olan çıktı. Lakin iftira atana kendi mahallesinde uluorta söz söylemeyi göze alan pek çıkmadı.
Mahalle davaları yüzünden susmak ile Allah için susmak arasındaki fark her daim kalıyor işte tanıklık ediyorum, ediyoruz.

Belki yine öyle olacak. Ali Denizci ve gönül çocukları için kullanılan sözler belki sosyal medya marifetiyle daha canlı kalacak. Ama “kırk kişi sana küfretmeden evliya değilsin” der büyüklerimiz. Bu zamanın nüfusuna oranlarsak acizane bu fakire için 40 binleri çoktan geçmiştir bu rakam.

Üzülmeyin Musa, Nisa, Ali ve diğerleri! Ne yapalım, tutunmak bedel istiyor. Aşk vermektir diyorsak, bizde bizim sandığımız hiçbir şey olmadığını idrak edene kadar… Evet bu uzun bir yol. Ama bazen de kısalıveriyor. Himmetleri daim olsun. Ne diyor Yunus: “Aşıklar ölmez!” Bir ekleme yapayım acizane: “Gönül bölünmez!”

İnsanlar ne zaman öğrenecekler iyilikleri tebrik etmeye teşekkür etmeye.. Bir kuşa bir kırıntı vermeyen zatlar karalamalar ugraşıyorlar. YAZIK…

GÖKTEN daha ağır olan şey nedir
DÜRÜST insana İFTİRA atmaktır
ZEHMERİDEN daha soğuk olan nedir
NAMERT e MUHTAÇ olmaktır
ZEHİRDEN daha acı olan şey nedir
Sabretmektir
Yarabbi beni senden başkasına
MUHTAÇ eyleme

Bazen düşünüyorum da iyilik varken kötülük edenin karı nedir iki insanın arasını yapmak varken dahada bozmak için yalan iftira yapmak niye
Bazı insanların en yakın arkadaşı şeytan olmuş benlik kibir yalan dolan yemiş bitirmiş onları ama sanki kötülük ettikce büyüyor iftira atınca iyi bir iş yapmış gibi gururlanıyor yav arkadaş bu 3 günlük dünyada birgün ölüp gidecez iyi dürüst adam olana düşmanı dahi ondan bahsederken saygı Duyar…
Ama kötü yalan iftiracı üçkağıt birinide babası dahi lanetler biz yanlış yaptıkca genclikte bizleri örnek alıyor kimse kötülük ederek büyümemiştir kimse kibirli olarak sevilmemiştir kimse cimrilik ederek sevilmemiştir ozaman bunlar net ortadayken gelin adam olun adam.

Kötülükle insan yalnızca egosunu tatmin eder.
İyilik güzellik cömertlik bütünleştirme birleştirme ve samimiyet insana zor gelir.
Kısacası insanın özeti budur.
Çiğ süt emmiş ve ölümün olduğu bir dünyada olduğunu unutmuş.
Bir toplum yetişmiş ve gençlik yetiştiriyor.
Oysa insan dûnyadaki bütün canlılardan üstün yaratılmış ve düşüne bilen bir tek varlık.
Düşüncesiyle yaşadı yerlere güzel bir şeyler bırakabilen
İyilikleriyle güzellikleriyle iz bıraka bilen insandır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here