Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla..

YEMİN

Kelime anlamı olarak ” ant , kasem ,kuvvet ” gibi manalara gelen yemin; bir kimsenin belirli bir işi yapmak yada yapmamak yada birşeyin doğru olup olmadığı hakkında söz söylemesi ve bu sözü ,üzerine Allah’ın adını veya sıfatlarından birini söyleyerek güçlendirmesidir. Örnek olarak ” Vallahi ben çalmadım “, ” Vallahi oraya gitmeyeceğim” gibi sözler yemin hükmündedir. Bu tür yeminlere ” kasem ” adı verilir

Kasem olan yeminler kişinin söylediği sözü Allah’ın ismini yada sıfatlarından birini anarak kuvvetlendirmesi ile olur. ” Vallâhi , billâhi , tallalâhi , Allah’ın adına yemin ederim” gibi sözler kasem hükmündedir. ” Yemin ederim ” demek veya ” bu işi yapmak bana haram olsun ” demek yemin hükmündedir.

Üzerine Allah’ın ismini yada sıfatları zikredilmeyen ” Şu işi yaparsam kâfir olayım” veya ” müslüman olmayayım” gibi sözlerin yemin hükmünde olması için bu tür sözlerin yemin niyetiyle söylenmiş olması gerekir. Üzerine Allah’ın ismi yada sıfatları zikredilmeden söylenen sözlerin yemin sayılması o bölge halkının yaşam şekline, kültürüne,örf ve adetlerine göre farklılık gösterir. ” Kur’an çarpsın, ekmek çarpsın” gibi toplumumuzda kutsal sayılan değerleri anarak söylenen sözler örfi olarak yemin kabul edildiği için diğer yeminlerle aynı hükümlere tabidir. Bu tür sözler yemin hükmündedir ancak bu tür sözlerle yemin etmek doğru değildir. Bu tür sözlerle yemin etmekten kaçınmak gerekir. Müslüman olan bir kişinin her türlü yeminden kaçınması gerekir. Çok sık yemin etmek ,yemin etmeyi bir alışkanlık haline getirmek son derece yanlıştır. Çünkü yemin ederken üzerine atfedilen kutsalları günlük tartışmalara alet etmek doğru olmadığı gibi sürekli gerekli gereksiz edilen yeminden artık inandırıcılığını yitirir.

Yemin etmek günah olan bir davranış değildir. Yemin etmek “mübah” olan bir davranıştır ancak mecbur kalmadıkça yemin etmek veya yemin etmeyi alışkanlık haline getirmek doğru bir davranış değildir. Çünkü sürekli yemin etmek hem üzerine yemin ettiği kutsal değerleri yıpratır hemde yemin eden kişiyi ve sözünü önemsiz hale getirir. Müslüman bir kişiye yakışan yemin etmeye gerek duymayacak derecede sözleri ve davranışları ile çevresine güven vermektir. Yemin etmek doğru birşey olmadığı gibi yalan yere yemin etmek yada yeminine sadık kalmamanında bazı sorumluluk ve yaptırımları vardır. Allah Teâlâ Maide suresi 89.ayette yeminlerimize sadık kalmamızı açıkça bildirmiş ve emretmiştir.

Mâide 5/89

Maide suresi 89 . ayetin meali: ” Allah sizi kasıtsız olarak ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutmaz, fakat bilerek ettiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefâreti ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek yâhut onları giydirmek ya da köle âzat etmektir. Buna imkanı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğinizde (bozarsanız) yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinize bağlı kalın. Allah ayetlerini sizin için bu şekilde açıklıyor ki şükredesiniz.”

Yemin verdiğimiz söze Allah’ı şahit tutmak , Allah’ı kefil göstermektir.Bu nedenle yemine sadık kalmak önemlidir. Sadık kalmadığı takdirde ise kefaret gerektirir.

Her ne kadar yemine sadık kalmamız açıkça emredilse de bazı durumlar vardır ki , aksine yemini bozmamız bizzat Hz. Peygamber (sav) tarafından tavsiye edilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyurmuştur.: ” Bir kimse birşey için yemin eder, sonra da ondan hayırlısını görürse yeminini bozsun ve kefâret versin.”

Bir kişi yapılması yanlış yada günah olan bir için yemin ederse ” Anne ,baba ve kardeşleriyle küseceğine , onlarla asla konuşmayacağına ” ya da “emaneti yerine teslim etmeyeceğine” yemin etmek gibi mâsiyet içeren bir konu hakkında yemin ederse bu yeminini bozarak kefâret vermelidir.

YEMİN ÇEŞİTLERİ

Kasem suretiyle edilen yemin üç türlüdür. Yemîn-i Lağv , Yemîn-i gâmus ve Yemîn-i mün’akit.

Yemîn-i Lağv : Doğru olduğunu zannederek yanlışlıkla edilen yemine literatürde Lağv yemini denir. Bir kimsenin borcunu ödemediği halde ödediğini zannederek ” borcunu ödedim” diyerek yemin etmesi bu şekildedir. Bunun gibi yemin niyeti olmadan ağız alışkanlığı ile söz arasında söylenen “vallahi” gibi sizlerde Lağv yemini sayılır. Yanlışlıkla doğru olduğunu sanarak yemin etmek yada dil alışkanlığı ile yemin niyeti olmadan yemin etmek kefaret gerektirmez. Çünkü Allah Teâlâ Maide 89. ayette” Allah sizi kasıtsız olarak ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutmaz.” buyurmaktadır. Dil alışkanlığı ile sürekli yemin etmek kefaret gerektirmez ancak kişi bu alışkanlığını bir an önce terketmelidir.

Yemîn-i Gâmus: Bir kimsenin geçmiş zamanda gerçekleşmiş yada gerçekleşmemiş bir iş yada olay hakkında bilerek ve kasten yalan yere yemin etmesi gâmus yemini olur. Birine borcu olan kimse borcunu ödemediği halde bilerek borcumu ödedim diyerek yalan yemin etmesi bu şekildedir. Yalan olduğunu bilerek yemin etmek büyük bir günahtır. Büyük bir günah olduğu içinde kefâret ödeyerek telafi edilemez. Yalan olduğunu bilerek yemin eden kişi öncelikle hak sahiplerinden helallik almalı ve Allah’tan tövbe ve istiğfar dilemelidir.

Yemîn-i Mün’akit: Bu tür yemin geleceğe yönelik edilen bir yemindir. Bir kimse gelecekte bir işi yapacağına yada yapmayacağına Allah’ı şahit tutması ve yemin etmesidir. Gelecekte yapacağı bir işe Allah’ı şahit tuttuğu için mutlaka yerine getirmeli yada yerine getirmek için elinden gelen gayreti göstermelidir. ” Sana yarın borcumu ödeyeceğim” gibi geleceğe dair yapılacak işlere Allah’ı şahit tutmak mün’akit yemindir. Bu tür bir yerine getirilmediği takdirde kefaret gerektirir.

Bu tür bir yemin yerine getirilmediği takdirde kefâretinin ne olduğu ise Maide suresi.89 ayette açıkça belirtilmiştir. Yeminine sadık kalamayan kimse için ödeyeceği kefaret şunlardır;

  • On fakiri yedirmek yada giydirmek: Her insan kendi maddi imkanları ve yaşam biçimine göre kendi yada ailesinin yediği miktarda on fakiri doyurmalı yada giydirmelidir. Bu kişi ailesinin yediği ortalama standarta göre sabah ve akşam doyurur.
  • Köle azat etmek: Artık gününüz dünyasında kölelik olmadığı için bu şekilde kefaret ödeme imkanıda kalmamıştır.
  • Üç gün oruç tutmak: Yeminine sadık kalamayan ve sözünü yerine getiremeyen kimse isterse 3 gün oruç tutarak kefâretini öder.

Allah Teâlâ Maide suresi 89.ayette yemin için ödenecek kefâretleri bu üç kefaret çeşidi ile sınırlandırmıştır. Bir kimse bu üç seçenekten istediğini seçerek kefaret ödeyebilir. Bunların dışında herhangi bir şekilde kefaret ödeme şekli olamaz. Ancak 10 fakiri yedirmek yada giydirmek isteyen kişi isterse bunun karşılığı olan miktar kadar parayı fakirlere vererek kefareti ödeyebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here